Sayfalar

17 Nisan 2014 Perşembe

Bağzı Parlak Fikirler

Direk giricem konuya.Hani bazen diyorum ya,anca sosyal medyalarda vırvır yapmayı biliyoruz, aktivist değiliz falan filan diye(belki burda dememiş olabilirim ama çeşitli mecralarda en azından kendi adıma diyorum) işte bugün de aktivist olmaya karar verdim.Bi kere toplumun aşırı derece yararına olacağını inandığım muhteşem fikirlerim var.Yalnız nasıl aktivist olucam bilmiyorum, fikirlerimi uygulamaya koyabileceğim uygun bi dernek falan bişi olsa valla kaldırıcam kendimi bişiler yapıcam.Ben uygun merciyi bilmediğimden muhteşem fikirlerimi buraya yazayım da ilgili arkadaşlar bana burdan ulaşsın bari dedim (tembelliğim ortaya çıkmamıştır umarım)

1-Özellikle İzmir için Nisan-Haziran ayları arasında esnek çalışma saati uygulamasını öneriyorum ve şehrimize ciddi katkı sağlayacağını düşünüyorum.En verimli,sabahtan akşama kadar gezip tüketim yapılacak bir mevsimde ofislere tıkılmamızın İzmir ekonomisini çok olumsuz etkilediği kanaatindeyim.Bu mevsimde günde seçeceğimiz 2 saat çalışmak yeterli olur bence,kaldı ki,bahar yorgunluğu illetine zaten günde 2 bilemedin 3 saatten fazla çalışmıyoruz,en azında bu şekilde ofislerde elektrik tasarrufu sağlanır, fabrikalar boşuna öğlen yemeği vermez falan,win win abicim.Aziz Başkan'la olsun Ticaret ve Sanayi Odalarıyla olsun bu konuda görüşebilecek bir dernek bir sivil toplum örgütü falan varsa beni de aranıza alın, ikna konusunda çok faydalı olabilirim.

2-Yakın arkadaşlarıma yıllardır anlattığım,yıllarca faşitlikle suçlanmama sebep olan,değeri ancak son zamanlarda anlaşılan bir muhteşem fikrim daha var.Önce bi ada alıyoruz,mevcut bi adayı da boşaltabiliriz,ama büyük olmalı. Kıbrıs falan uygun mesela ama Rum kesimini de almak lazım ki o iş yaş anlaşılan.Neyse buluruz nasıl olsa adayı.Zekası belli bi düzeyin altında olan herkesi o adaya atıyoruz arkadaşlar, ki kotayı çok düşük tutma taraftarı değilim, 110un altını direk gönderelim derim.Hem memleket bi açılsın bi ferahlasın, çok kalabalık olduk.Dediğim gibi,bu fikrim yüzünden beni yıllarca kınadılar ama nesi kötü bu fikrin allaşkına,dövdük mü öldürdük mü,toprak da veriyoruz işte,kendi aralarında mutlu mutlu yaşasınlar üresinler, kimse birbirini rahatsız etmesin işte,mis!Bakınız bir önceki nesilin zeka seviyesi düşük erkeklerinden olma çocuklar seçme seçilme yaşına gelince hepimiz mağdur olduk.En azından kendi çocuklarımızı kurtaralım.Bunu bi düşünün.Yalnız mantıklı düşününce Kıbrıs biraz sıkışık olabilir,Madagaskar falan olabilir belki.Hem yeterince uzak,geri de gelemezler.Konuyla ilgilenebilecek her türlü derneğin eylemlerine katılırım.Bana ulaşın.

3-Bakınız,yukarıdaki IQ yu karşılamak önemli ama tek kriter değil.Misal,IQ 130 ama gidip kaldırımın rampasına park ediyor, ya da yere tükürüyor,ya da çocuk parkında sigara içiyor;zeki ama sığır.E Allah da onun belasını versin.3e kadar sayarım,verdi verdi,vermedi,bzzzzt ben vericem.Hoop,ada.Neymiş, EQ da önemli.Bazı düşüncesiz şahsiyetleri insana dönüştürmeyi  hedefleyen ve bu konuda çalışmalar yapan bir dernek varsa katılırım.Herşey çocuğuma daha iyi bir gelecek sağlamak için,yoksa ben bebek arabasıyla o kaldırımlarda perişan oluyorum, tepkimi göstermek için lastik patlatmak zorunda kalıyorum falan değil; tamamen gelecek nesiller için.

Muhteşem fikirlerimi kimse çalmasın diye burda hepsini yazmıyorum.Ama konsept olarak 3 aşağı 5 yukarı bazı şeyleri anlamış olmalısınız.Gelen talepleri üyelerinin sosyalliklerine göre değerlendireceğimi de belirteyim,mesela dernek üyeleri bir araya geldi,gerekli aktiviteleri falan da yaptılar,çalıştılar,güzel,sonra?Haydi hep birlikte şuraya buraya gidelim deniyor mu,deniyorsa o şuralar buralar nereler mesela?Beni kandırmaya çalışmamanız için tercihimin ne olduğunu söylemiycem ki doğru seçimler yapabileyim.Kabul sürecinde örnek fikirleri de dinlemem gerekiyor elbette, bana ne kadar yakın bir dernek bir stk olduğunu anlamam açısından çok önemli.Artık şundan eminim ki Türkiye'nin,hadi belki çok iddalı oldu ama en azından İzmir'in kesinlikle benim fikirlerime ihtiyacı var.Kazananı bir sonraki yazımda sebepleriyle birlikte açıklıycam arkadaşlar, hiç merak etmeyinn.Güzel günler çok yakında.


31 Mart 2014 Pazartesi

Seçim sonuçlarının ardından B planını açıklıyorum

Sevgili günlük;
31 Mart itibarı ile milletçe tutmuş olduğumuz nefeslerimizi bıraktık sonunda,gerçi kimi yerlerde hala seçim sonuçları netleşmedi ama...Bi de sevgili başbakanımız 5 çocuk diyo hala,o kadar seçmen olsa minimum 2 hafta sürerdi heralde net sonuçların açıklanması.Halbuki neden ısrar ediyorsun di mi,senin seçmenin zaten Allah ne verdiyse ürüyo,bi de biz üresek çalınacak bir sürü oy,önceden damgalanıp hazırlanacak bir sürü oy pusulası falan ohoooo...Hiç yoktan bir sürü iş.Bırak biz üremeyelim,böyle giderse çok değil,bir nesil sonra memleketin %80 i senin seçmeninden ibaret olucak zaten,azıcık sabır.Gerçi tabi şu da olabilir,bu adamın seçmenlerinin bir çoğu inkar edilemeyecek bir şekilde cahil (hakaret olarak algılamayalım rica edicem,memlekette okumamış insanların bir çoğu AKP ye oy verirken daha kibar bir söylem bulamıyorum.çok isterseniz 'şartlar sebebiyle okuyamamış toplum'diyelim ama çok uzun olacak) işi yok,parası yok,e oy çalmak olsun,evde pusulaya kaşe basıp hazırlamak olsun,bunlar hep istihdam.Gerçi artık okumamış insanımız yok biliyorsunuz,kıyamet gibi üniversitemiz var,sınava girip 5 soru çözsen en kötü 2 yıllık bi okul kazanıyorsun.Ha bunun sonunda mezun oluyorsun da matah bir iş mi buluyorsun?Hayır.Ama şu an bu kadar komplike düşünmeye gerek yok değil mi arkadaşlar,adam üniversite kurdu mu kurdu.Lafa değil icraate bakıyoruz.

Akgezerler icraate bakadursun,bizim artık b planı yapmamızın zamanı geldi kanımca.Bu konuyla ilgili bazı nacizane önerilerim olacak:

1-Hepimiz akgezerler gibi davranıcaz arkadaşlar.Malum,bunlar çok iyi örgütleniyor,şuursuzluk sebebiyle her türlü zor şarta da alışkınlar.Evlerimize,iş yerlerimize gelip de icraat anlatmak isteyenleri,kadın kollarını vs kovalamıyoruz.Son seçimden sonra gerçekleri görmüş,bir anda aydınlanmış gibi davranıyoruz.Kömürlerini falan kabul edin,gurur yapmayın.Sonra gider onları yardıma muhtaç birilerine veririz,üstelik de sadece bu yüzden AKP ye oy veriyorsa içerden oy çalarız,hem de artık herkesin desteğini arkalarına aldıklarını düşünmelerini sağlayıp rehavete kapılmalarına sebep oluruz.
2-Seçimlerden sonra bir anda aydınlanıp AKP li olmuş gibi davranmak çok önemli.Muhalif söylemler,paylaşımlar yok.Bi süre dışarlarda en fazla çay,kahve içip (sigara da yok,başbakanımız sevmiyo) evlerde eğlenicez.Sokakta içki zihhar yok!Biliyorum,önümüz yaz,zor, ama sıkın dişinizi
3-Öyle yerli yersiz eylemler,itirazlar,gösteriler falan yok.Başbakanımız ne derse doğrudur.

Bunların sonucunda ne olacak?Şimdi, biliyorsunuz,kendisi kavgacı bi kişilik,bokuyla kavgalı.Biz dişimizi sıkıp bi süre ses çıkarmazsak önce eskileri ısıtıp ısıtıp koyacak önümüze, ki bu baya zaman alır,Adnan Menderes bile hortladı sayesinde.Ama yeterli bi süre sabredebilirsek,kavga etmeden duracak değil ya?Ya komşu ülkelere savaş açar (yapıldı,check),ya kendi seçmenlerine sarar,ki bize yarar,ya da kendini yemekten ölür ki tadından yenmez.

Görüyorsunuz,sabrın sonu selamet arkadaşlar,hadi göreyim sizi.

27 Mart 2014 Perşembe

Sıradaki Kapanacak Siteyi Açıklıyorum

Yine boşverdik buraları,memleket meselelerine daldık.Milletçe politikaya atıldık adeta,Türkiye;en azından ben kendimi bildim bileli;hiçbir seçim döneminde,hele hele yerel seçimlerde bu kadar siyasi olmamıştı herhalde.Geçenlerde İzban'da karşımda kimbilir hangi günden gelip hangi güne koşan,3 tanesi başörtülü olmak üzere, 50-60 civarı 4 teyze (teyze derken köylü teyzelerden bahsediyorum) twitter yasaklarıyla ilgili konuşuyordu."Uooh gapadmış da eyyi edmiş" diyordu teyzenin biri.Gerçi bir diğeri "niyeöö?" diye sorunca "dorunlaa morunlaa hep ellerndeki delefonlaaa bagıyola ööle" diye takdirinin sebebini açıkladı ama olsun, en azından kendi kişisel mantığı var teyzenin, en azından "kapattı ama yol yaptı" ya da "kemal kılıçdaroğlu olsa onu da kapatamazdı" gibi ordan burdan toplama cümleler kurmaktan daha mantıklı kanımca.

Boşlayıp boşlayıp şimdi yazma sebebime gelecek olursak, twitter hala kapalı(çatır çatır ötüşüyoruz ama çaktırmayın), son patlayan "türkiye'yi suriye ile savaşa nasıl sokarız" kaydından sonra, youtube'un da kapatılacağı haberi de an itibarı ile gelmiş durumda.Ne kadar gerçektir bilemiyorum tabi,zira memlekette artık neyin gerçek neyin doğru olduğunu ayırt etmek mümkün değil,sosyal medyada paylaşımlar uçtu gitti.Youtube giderse facebook'un da hatırı kalmaz,usul usul onu da kapatıp sonra da çöpçatan sitelerine el atarlar diye düşünüyorum.Hatta canımız anne çocuk sitemiz nurturia mızı da kapatırlar mı diye endişlenemiyor değiliz site sakinleri olarak, ki bence kesin kapatırlar, bi sürü akp karşıtı var,tebiyesizce birbirimizle rte ve şükerasının rezilliklerini paylaşıyoruz.Gerçi destekleyen şeyler de var (şey dedim çünkü bu saatten sonra artık bunların destekçilerine insan desen olmaaaz,hayvan desen olmaaaaz,ne desem olamadı anlayacağınız)ama onlar zaten beynen çok önceden kapandıkları için sitelerin kapatılması internetin kapatılması falan bişey ifade etmiyor,yaş 2 civarlarında falan şalterleri kapatıp zihnen stanby a almışlar kendilerini.Interneti hepten kapatmadan önce bloglara da el atarlar diye düşünüyorum.Nacizane iki yazımı okusalar benim blogu zaten füzeyle kapatırlar,o yüzden son son iki satır yazayım dedim.

1 saat içinde her an her şeyin olabileceği bir memlekette yaşıyoruz artık; hakkınızı helal edin hanımlar beyler.

6 Şubat 2014 Perşembe

Bir spa'nın kırk yıl hatırı vardır

Bugün size çok bilimsel bir konudan bahsetmek istiyorum.

Bir çoğunuz biliyorsunuzdur, araştırmalara göre erkeklerin eşlerini en fazla aldattığı zamanlar;
1-Kadınların hamilelik dönemi
2-Çocuğun küçük olduğu dönem (3 yaşa kadar olduğunu bütün iyi niyetimle umuyorum)
Olarak literatüre geçmiş.

Şimdi,1 numarayı iyi kötü anlıyorum, çocuk olmadan önce de anlardım.Her ne kadar seks yasak olmasa da tuhaf bir dönem,aman işte kutsal annelik falan,e sonrasında zaten patates gibi olmuş,çekicilikten son derece uzaklaşmış bir kadın filan derken derken adam kısmı atıyor kendini maceranın kollarına.Anlıyorum derken,bu konuda bir yanlış anlaşma olmasın,hamile karısını aldatan adamın allah belasını versin,net!Gördüğü yerde hadım edilesi.

2 numarayıysa yeni yeni anlamaya başladım(neyse ki henüz tecrübeyle sabit değil)Hatta açık bir şekilde söyliyim,daha dün anladım.

Her sabah olduğu gibi otobüse yetişmek için koşuyorum ki vapura geç kalmıyım.O arada da klasik olarak sabah içtiması için kocayı aradım.Koca kişisi sabah erken kalkıp spora giden,sonra da mis gibi duşunu alıp arabasına atlayıp temiz temiz işine giden,e bütün bu zahmetlerin sonunda çok yorulup gece Deniz'in arkasından (21:30da)  yatıp uyuyan bir insan olduğundan pek görüşemiyoruz, haftaiçi daha ziyade telefon arkadaşlığı bizimki.Çok yoruluyor yazık,napsın.

Uzatmıyım, dün sabahki telefon konuşmamızı anlatıyorum.

Ben:Günaydın başkan,Deniz'in sabah 7 uyanışında yoktun gene, spora mı gittin?

Koca: Günaydın.Spora gittim de koşmadım hiç bu sabah,2 tur yüzüp sonra jakuziye girdim.Oooh valla,sabah jakuziye girince de hakkaten şu spor salonuna verdiğimiz paranın değdiğini anlıyorum.Sen naptın?

Ben:Napıcam işte,Deniz 7de bi uyandı,neyse tekrar yattı ama uyumadı,arıza da çıkarmadı gerçi.Evden çıkmadan aldım artık yataktan,çişi üstüne çıkmış,üstü başı batmış falan işte temizledin ettin derken ancak evden çıkabildim.Durağa koşuyorum,otobüs gecikmezse vapuru yakalıycam işallah.

K:İyi hadi madem kolay gelsin

Sana da mana da derken kapattık telefonu ve işte o anda dank etti.İşte bu adam kısmı çocuklar küçükken karılarını bu yüzden aldatıyorlar arkadaş, şu dialoglarda hiçbir acaiplik görmediniz mi?Görmediyseniz kapatıp çıkın bu blogu zaten,benim kalemim değilsiniz belli ki.Görenlerle devam edelim; hayatlar farklı arkadaşlar.Güne jakuziye girerek başlayan bir insan güne çiş/kaka temizleyerek başlayan bir insanla ne konuşur?Çocuk hariç ne gibi bir ortak noktaları kalmış olabilir?İşte bir süre sonra adamların evden uzaklaşmasının sebebi bu sevgili okur.Misal,hanginiz,ne kadar iyi insan olursa olsun,evinize yıllardır temizliğe gelen bilmemkim ablanızla telefonlaşır,akşamları birlikte yemeğe çıkar,alışverişe gidersiniz?Hadi yılların yüzü suyu hürmetine iki hoşbeş yaparız, tamam, ama onlar da "senin çocuk naptı aman benimki böyle"den öteye geçmez,ortak noktanız yok çünkü.İşte küçük çocuklu karı-koca ilişkisi budur arkadaşlar.İtiraf edin,hanginiz hayatında sürekli zorluklar olan,hep bir koşturma hep bir telaş içinde yuvarlanıp, bunları anlatarak yaşam enerjinizi sömüren arkadaşlarınızla sık sık görüşmek istersiniz ki?(hayır,ben öyle değilim,değilim!)İstemezsiniz.işte erkek kısmı da bir süre sonra anne olan kadının hayatındaki zorluklardan ve şikayetlerinden bıkıp,kendilerini dışarı atıyor.Hadi bakalım, bu çözümlemeye sosyologların olsun,İsviçreli bilimadamlarının olsun diyceği bişey varsa çıksın söylesin,hodri meydan!

Peki napıcaz?Düşündüm,sonradan pişman olup başımı duvarlara vurmamak için önlem pakedini açmaya karar verdim ve bu değerli bilgileri de kamu yararına sunmaktan imtina etmiyorum:

1-Şikayet etmek yok.Fakat şikayet etmemek için şikayet sebeplerinden de kurtulmak gerekiyor o yüzden napıyoruz?Hooop,evde vakit alan bazı işleri kocaya paslıyoruz, misal,o gömlekleri ister kendi ütüler,ister ütüye verir,neticede haftanın 5 günü gömlek giyen ben değilim.Ütüsüz gitmek de bir çözüm,tamamen özgür irade.

2-Çocuktan sonra kendimizi çok saldık arkadaşlar, bu kadar bakımsız olunmaz yalnız.Sonra vay efendim neden bu adamın gözü dışarda da bilmemne,100 kilo olursan olur tabi!Ne yapsaydı!Nefis bu,çeker!O halde napıyoruz,diyete başlıyoruz.E tabi diyet kapsamında akşam yemekleri de haşlanmış sebze olucak,envayi çeşit yemek günleri sona erdi."Ama hayatım,bu senin de iyiliğin için,zayıflamamı sen de istiyordun.Hem biliyorsun erkeklerde kalp krizi riski daha yüksek,akşam yemeklerinde sağlıklı beslenerek bu riski minimuma indirmiş olucaksın.Heralde ben haşlanmış brüksel lahanası yerken sen karşımda beef strogonof yiyecek değilsin di mi canım? (bizim evde her gece yemekler böyle çünkü)birbirimize destek olmalıyız,hayat müşterek."(soru:o müşterek hayat nerde allasen?Türk dil kurumuna bu kelimenin anlamı değiştirilsin diye başvurucam)

3-Biz de spor yapmalıyız.Bakınız ileri yaştaki kadınların bir çoğu sporsuzluktan eğri büğrü, virgül gibiyken spor yapan kadınlar dipçik gibi.Neticede yaşlılığımızda birbirimize bakıcaz,bizim elden ayaktan düşmemiz koca kısmının işine gelmez.Ne kadar güçlü olursak o kadar iyi.O yüzden spor şart.E tabi bunun için de vakit lazım,sabahın köründe gitme imkanı olmadığı için de ne yapıyoruz?Akşam gidicez.E akşam gidince evde bir sürü işimiz kalıcak,diyet de olsa bi yemek yapmak gerek,e sonra bi de çocuk için besleyici yemekler yapmak ayrıca şart,o da brüksel lahanasıyla yetinecek değil ya?"hayatım,akşam spora gidicem ama dönünce yemek yapmak için çok geç olacak,gece gece evi soğan kokutmıyım.Sen oğlana yarın için yemek yapar mısın?Yarın portakallı ördek günü,internetten bulursun tarifini.Haydi çıktım beeeeen,muck"

4-Bakımlı olma kapsamına tabi ki el ayak bakımı, manikür / pedikür de dahil.Kakalı body çitilemekten yol yol ayrılmış çatlak çatlak olmuş o elleri tutmak ister mi adam,tutsa parmakları çatlakların içinde kaçıcak diye korkar.Napıyoruz?"hayatım,ctesi günü manikür pedikür randevusu aldım,sen çocuğa bakarsın biraz di mi?"Sonrasında napıyoruz?"e hayatım daha yeni manikür yaptırdım,biraz idare etsin de verdiğimiz paraya değsin bari,şu bulaşıkları makinaya yerleştirir misin?Malum,su deterjan falan zedeliyo elleri,e eldiven kullansam da tabaklar elimden kayıyo biliyosun,kaç tabak kırdım böyle.Bunlar hep bütçemize zarar di mi aşkım?Muck"

5-E bütün gün ev iş bilmemne derken stres oluyoruz arkadaşlar.Çalışmayanlar da hay allah çalışmıyoruz diye stres oluyor falan,bi şekilde stresimiz büyük yani.Bunun için napıyoruz?Fırsat sitelerini araştırıp,mis gibi fırsatlar yakalayıp,minimum 2 haftada bir, kız arkadaşlarla kah hamam,kah spa,kah masaj artık allah ne verdiyse günleri yapıyoruz."hayatım,bu ctesi çocuğa bakar mısın, biz kızlarla spa'ya gidicez.biliyorsun bu aralar çok gerildim,bir de çocuk da büyüdü iyice,kucakta taşımaktan sırtlar omuzlar hep ağrıyor.şöyle bir masaj da yaptırıp,stresimi de atıp yumuş yumuş geleyim.Mutlu anne/eş mutlu bebek/koca di mi aşkım?Hem bak çok ucuz,valla gitmezsen sokaktan çevirip dövüyorlarmış"Bunlar gitmeden önce söylenecekler; döndükten sonraysa "Ayyy vallaha her spa yaptırdığımda diyorum ya,gene bir dünya para verdim ama değdi hakkaten"

6-Adamlar tabi sürekli bir arada olmaktan bunalıyorlar,doğaları gereği biraz yalnız kalmaya ihtiyaçları var.Bu fırsatı vermek lazım, bırakın bir gece yalnız kalsınlar,arkadaşlarıyla yesinler içsinler,sabahlasınlar.Bunlar hep insanı rahatlatır,size daha mutlu olarak dönerler.Ya da siz dönersiniz...."Hayatım,sen bu ara çok sıkıldın farkındayım,biraz kafa dinle.Ben arkadaşlarla haftasonu Çeşme'ye gideyim,sen de doya doya arkadaşlarınla vakit geçirirsin.Aaa ama tabi,hava çok sıcak,oğlan bunalır orda,klimalardan da çarpılıyor biliyorsun(ya da soğuk,bu havada dışarı çıkılmaz işte artık hava şartları neyi gerektiriyorsa bir şeyler söyleyin) o da evde kalsın da düzeni bozulmasın.İnan bana da çok zor geliyor gitmek ama sana iyi geleceğini hissediyorum.Senin için bazı zoruklara katlanmıycam da kimin için katlanıcam sevgilim?Şurda mıydı senin kredi kartın?"

Bakın arkadaşlar,bunları sakın hain intikam planları olarak düşünmeyin.Bütün bunların sonunda ne oldu?Bi kere zayıfladık,spor yapıyoruz,masaja gidiyoruz,vücudumuz dinç,iyi görünüyoruz,kendimizi iyi hissediyoruz mutluyuz ve bunlar elbette ki evdeki çocuklara ve beylere de yansıyor.Bunun yanı sıra,hayatımıza çiş ve kaka temizliği hariç yeni konular girdiğinden,biz de işyerindeki ya da bi şekilde etraftaki kadınlar kadar çeşitli ve hoş muhabbetler yapabiliyoruz ya da spor salonunda gördüğümüz baklavalı delikanlılardan "ay maşallah çok da yakışıklı çocuklar var,işallah bizim oğlan böyle olur.ay o adonisler neydi öyle canım,aa valla deniz de benzesin diye baktım" tadında bahsedip,kendimizi olsun gözlem yeteneğimizi olsun her geçen gün daha bir geliştirdiğimizi gösterip,eşlerimizin gözünde daha ilginç hale geliyoruz.

Çocuktan sonra yıpranmaya başlayan evliliklerimize can gelsin diye bunlar hep.Bakın ne kadar çok iş yaptık,bunlar hep bize yorgunluk aslında ama napalım, bizlere daha iyi bir hayat sağlamak için yeri geldiğinde geceli gündüzlü canlarını dişlerine takarak çalışan eşlerimiz için bazı fedakarlıklar da yapmayacak mıyız canım?İstikamet spa, ileri!



27 Ocak 2014 Pazartesi

İzmir'in kızı,doktoru,hunisi

Doğma büyüme izmir'li olmamla yeminle bir ilgisi yok,ben bu İzmir insanını seviyorum.memleketim diye demiyorum,allahıma bin şükür,hepimiz birbirimizden tuhafız.

Bilen bilir,doğumdan sonra bin türlü müsibet hastalığa sahip oldum,az daha gezeyim tozayım sevdasına geç anne olmanın sonuçları işte(hemen belirteyim,pişman değilim)dallarına göre ayrılmış,rahmetli anneneminkilere bin basacak tahlil/ultrason klasörlerim var,tarihlerine göre dosyalayıp, kendimde bi acaiplik hissettiğimde hemen geçmiş tahlillerimi açıp,"hmmm ts4 te bi bokluk olmuş olabilir"diye kendimce teşhisler koyup,ilgili Dr.umu arıyorum,telefonda konuyla ilgili münazara yapıyoruz falan.Ciddiyim.Gerçi bu işi pek beceremiyorum,en son çok unutkanlaştım,bildiğin gerizekalıdan halliceyim,kesin bende b12 eksikliği var diye Dr.a tahlil yazdırdığımda,bırakın eksiği bi de fazlası çıktı.Adam kibarlığından söylemedi ama,o senin şahsi eblehliğin derecesine baktı bana,utancımdan eksik diye düşünüp vitamin almaya başlamıştım destek olsun diye dedim.Külliyen yalan.Normal insanlarda B12 fazlası olmazmış;kendi ağzınla söyledin işte "normal insanlarda".

Velhasıl gelelim bugünkü dr. ziyaretlerime.Pislik vitiligo yüzünden dermatoloğuma kontrole gittim,tabi mekandan sayfalarca tahlil talepleriyle ayrıldım.Gitmişken çok da eli boş çıkmıyım dedim,bi iğne olmadan Dr.dan çıkılır mı?Benim vücudumdan ayrılıp özerkliğini ilan etmek üzere olan et benimi aldırdım,tartılmadım ama kesin zayıflamışımdır,öylesine bişeydi.Patalojiye göndermek gerekiyormuş,"et ben et bendir nolur nolmaz " dedi Dr. Ve elime içinde et parçası olan bi kutu tutuşturdu.Canım memleketimin canım Dr.uyla akabinde gelişen muhabbet;

G:hemen götürmesem olur mu?ofise dönmem lazım ,yarın götüreyim
Dr.:olur olur,laborantları da acele ettirme,rahat rahat uzun uzun baksınlar.bi gün elinde tutmaya dayanabilirsin di mi?
G:dayanırım tabi canım,yarın sabah götürürüm işte
Dr.:hayır,o yumuşacık et,yeme de akşam....
G:#%++*^???

Yani evet,sakatat seviyorum,beyindir,yanaktır ayırt etmem yerim,ama ben???

Neyse çıktım,elimde taze bağımsızlığına kavuşmuş benim,kan tahlillerimi yaptırmaya gittim.Hoşgeldin beşgittin aa hala mı hayattasın seansından sonra sipralex e başladın mı diye sordu Dr.Haydaaaa.Yok,dedim ya,tamam ev iş çocuk falan zorluyo da daha o reddeye gelmedim.Tayyip'in konuşmalarını dinlemiyorsun o zaman dedi.Yok,dedim valla son dönemlerde dinlemiyorum,sinirlerim bozuluyo.(not:adamla hiç böyle bi muhabbetimiz de olmadı daha önce,nefretimin boyutlarını falan bilmez yani)amcamın meğer sinirden uykuları falan alt üst olmuş,aramış psikiyatrist arkadaşını,demiş durum buyken bu,tayyip'i görünce istem dışı küfrediyorum,psikiyatrist de demiş ki,senin durumunda çok insan var,at geceleri bi sipralex,rahatlarsın.Sonrasında kanım alınana kadar kâh tayyip'e tatlı tatlı küfrettik,kâh Bilal'e saydırdık falan derken iğne mi yapıldı tüp tüp kan mı alındı,hiç anlamadan zaman geçti gitti valla.Faturamı keserken de,"buyrun siz oyalanın"diyip Youtube dan Atatürk'ü övüp tayyip'e giydiren bir video açtı ki,aman aman,o bin tane tahlil için tek tek fatura kesilmesini beklerken geçen can sıkıcı süreç yağ gibi kaydı gitti yeminlen.Son olarak da bana bi kanal tavsiye etti,kenarında lale varmış (kanalın adını bilmiyoruz,Laleli işte) 22:30 da Fethullah çıkıp tayyip'e sallıyormuş,bunlar da ailece çiğdem sipralex tv karşısına geçip mest oluyorlarmış.Adam konuşurken ben de mest oldum yeminlen,az daha konuşalım diye diğer kolumu da açtım,az daha kan al garanti olsun falan dedim ama hipokrat yemini dedi,almadı.

(Doktorların görüntüleri hakkında az çok fikir edinebilesiniz diye gizli kamerayla fotoğraflarını da çekmekten imtina etmedim)


Velhasıl,memleketimin okumuş kesiminde durum bu.Gülse Birsel'in pazar günkü yazısı geldi aklıma;hükümet böyle gidecekse hepimize birer huni dağıtsın diye yazmış.izmir'e bi destekte bulunmuyorlar, bari dağıtacaksa İzmir'den başlasınlar anasını satiim,biz burda hep bir sıyrılmış durumdayız.

22 Kasım 2013 Cuma

Fesatlığa Methiye

Deniz'cim,sözde sana 2 yaş mektubu yazacaktım ama olmadı,olamadı....25 ay mektubuyla idare edeceksin annecim,artık büyüdüğün için 1 ayın aramızda lafı olmaz.Ilahi anne,aramızda neyin lafı olabilir ki dediğini duyar gibiyim.canımsın,muck.

Aslında bu mektup senden çok benimle ilgili annecim.Sen işte,büyüdün,2 oldun,91 cm 13 kg(bunları unutmamak için yazıyorum)kocaman bişey oldun.Ha,bak,bu konuyla ilgili söylemem gereken birşey var,birincisi,şunu bil ki 25 ay itibarı ile hala konuşamıyorsun,del(gel) dit (git) apa(ayakkabı)(sanırım konuşma konusunda babana çekeceksin,ayak diyebilen bir insan ayakkabıya neden apa der,soruyorum sana),durumun bu.Ama öyle bir yüz ifaden,öyle bir küçüklü büyüklü bütün dağları ben yarattım halin var ki insanın seni görünce o ne özgüven o diyesi geliyor.nasıl bir yaptığı işi ciddiye alma hali,kaydıraktan senin kadar ciddi kayan bir insanevladı daha görülmemiştir,bakan,zanneder ki kaydırakta değil uzaymekiğindesin!Seni 3aylıkken görüp bakışından tırsan arkadaşlarım var(melike teyze'nin kulaklarını çınlatıyoruz,seni doğurdum diye bana bile temkinli yaklaşıyor).


BkzYanda 8 ay civarında "şimdi yatıyorum ama bi kalkayım, canınızı okuycam" derken görüntülendin

İtiraf edeyim,ben bile ara ara çekiniyorum senden,özellikle sana kızdığım zamanlarda yediğim bu hurma gün gelir de tırmalar mı diye endişelenmiyor değilim.İçimde sende deve kini olduğuna dair kuvvetli bir inanç taşıyorum;anneler bilir!




Bkz 2: Anne az daha gelmezsen sıçıcam ağzına ha demek için bana döndüğünde çekilde

Bak bu mektup sözde benimle ilgili olacaktı,yine sana döndü.neden?çünkü bana vakit yok,ömrümü çıtır çıtır yiyorsun evlat!

Benimle ilgili kısma gelince,ilk mektubu okuduysan hakkaten ömrümü yediğini anlamışsındır.Net bi şekilde itiraf edeyim ki işten eve dönerken ayaklarımın geri geri gidip,allam beni neler bekliyor acaba diye strese girdiğim günler çok oldu,7 de 5 diyebiliriz:)Sonra bi tatlılaştın,şu kadına bi mola vermezsem delirecek galiba dedin sanırım,ki çok da iyi dedin,gel gör ki 18 ay itibarıyla zıvanadan çıktın.3 ayını kafanı duvarlara ve yerlere vurarak geçirdin(hala bana gelemedik farkındaysan)aaa meğerse deli doğurmuşum falan derken köpek dişlerin çıkıyormuş(3ay sürdü 2 diş!insaf!Diş başına 1,5 ay!)Senin o 2 dişin,hayır,üstelik de süt dişi yani,değişecek,bende minimum 30 tel beyaza neden oldu!Bunların hesabını kim verecek?Velhasıl, 21 ay itibarı ile mis bir çocuk oldun.Hah işte, benim zamanım burda başlıyor;sen sakinleştin ya,hoooop,bu kadar uyumluluğa alışık olmayan ben boşluğa düştüm.İşte o gün bugündür,ben bu çocuğa iyi bakamıyorum,yeterince eğitim veremiyorum,aman işte yeterince vakit geçiremiyorum,yok efendim zaten hala konuşmuyor diye ben kendimi hırpalar oldum annecim.senin 2 yaş sendromundan önce(bu konuya ayrıca değinicez)hoşgeldin kendini yetersiz hisseden çalışan anne sendromu!!!Aman bi de nurturia diye bi anne bebek sitesine üye oldum,bişilerden faydalanırım diye,çok şahane insanlarla tanıştım,eyvallah(bkz bi Banu teyzen-biz de daha görüşemedik ama sen bunu okuyasıya kadar görüşmüş oluruz diye umuyorum-bi Aysel teyzen)falan ama,yahu bu insanlar neye nasıl zaman buluyorlar,aman ne aktiviteler ne aktiviteler,neler neler öğretmeler!Tamam,bir kısmı çalışmıyor,geçtik,ama çalışanlar bu kadar vakit bulurken ben neden bulamıyorum????(Evet,fesatlığımdan resmen kuduruyorum)Amaaan canım,bence bunların tamamı saçmalık zaten.Bir kere ben sana bir erkeğin bilmesi gereken en önemli şeyleri öğretiyorum:

-kirli çoraplar kendiliğinden kirli sepetine gitmez,gitmesi için sahibi tarafından el /ayak desteği şart(motor gelişim,beyin jimnastiği)
-lavabonun içine bırakılan kirli bulaşıklar kendiliğinden bulaşık makinasına gitmez(motor gelişim,beyin jimnastiği)
-sokaktan gelince el yıkanır(hijyen eğitimi)
-çöpler ceplerde,büfede,tuvalet masasında birikmez,çöpe atılır(ev ve aile düzenine saygı,toplumsal kurallar)

(Gördüğün gibi,manyaklaşmalarım için hala mantıklı sebepler üretebiliyorum,demek ki o kadar zor durumda değilim.Evet, mantıklı dedim,neden tuhaf geldi?Alttaki paragrafı oku da mantığın allahını gör)

 Sayıları ya da renkleri henüz bilmiyor olabilirsin,ama kusura bakma,biraz da kendime yatırım yapıyorum.Zira onları bir şekilde öğreneceksin.Ha tut ki renkleri öğrenemedin,ne oldu?Baban bu yaşa geldi,hala bej rengi pantolonlarına kahverengi olarak hitap ediyor ama iyi kötü evin yolunu buluyor,çalışabiliyor,yani çok da bir eksikliği yok allaha şükür.Sadece mağazalarda istediğini tarif etmekte biraz zorlanıyor ama becerikli bir satış görevlisiyle bu sorunlar rahatça halledilebilecek şeyler.Neyse, konuyu dağıttık,ne diyordum?Hah; diyorum ki bunlar çok da önemli değil,asıl benim öğretmeye çalıştığım yukarıdaki maddeleri içine sindirerek öğrendiğinde,evlendiğin zaman,müstakbel gelinim bana o kadar müteşekkir olacak ki elden ayaktan düştüğümde,bırak- aman anneni ben evde istemem -demeyi,gelsin o ulvi kadın bizimle yaşasın,Allah başımızdan eksik etmesin diyecek.Ha bu maddeleri yerine getiremiyorsun ama sarıyla turuncuyu ayırt edebiliyorsun diyelim,bu bilgiyle napacaksın?Eşşek kadar adam olup hala benzer renkleri yan yana mı dizeceksin?Hıııı,devam et,çok faydası olur.(Şaştın di mi mantığa?İşte senin annen böyle bir insan!!!Şu an hayranlıkla kendimi tebrik ediyorum)

Hafiften delirdiğimi düşünüyor olabilirsin,eh,belki içimde var diyelim,ama şunu bil ki Deniz'cim,2 yaşında 5 e kadar saymasını bilen bir sürü çocuk varken 40 yaşında kirli çamaşırlarını kirli sepetine atmayı başarabilen erkek çok ender,olanlar da koruma altında.Bil ki,annenin sana öğrettikleriyle 5e 10a kadar sayanlardan çok daha fazla pirim yapacaksın.Hersey senin iyiliğin için.

Öpüyorum bebeğim.
Not:TV karşısında uyuklamama konusuna ayrıca değinicez,daha oralara gelmedik.

1 Ekim 2013 Salı

Bırak o sımartiviyi....Gidiyoruz...

İşi gücü bırakıp biryerlere yerleşesim var benim..

Çalışıyoruz,çok güzel,bişeyler üretiyoruz,şahane,ama şu mesai kavramı nerden çıkmış arkadaşlar?9-6 olsun 8-5 olsun,bunu icad edeni bulursam iki elim yakasında olacak bilesiniz.Tarihi filmleri izleyen vardır mutlaka,bakınız,1500 lerde sabah 8 de(ki 8 son derece iyi niyetli bir saat)'haydi hanım,ben işe gidiyorum,ceketimi ver de çıkayım'falan diyen bir erkek figürüne rastladınız mı?Yok efendim,göremezsiniz,eski zamanlar hep bir eğlence hep bir goygoy içinde geçmiş.Tamam,arada veba salgını falan olmuş,göreceli olarak "goygoya dalmayın aklınızı alırım" diye bir işaret olarak da yorumlanabilir ama şimdi ne değişti allasen?Aman,modern zamanlardayız,bütün bilgiler elimizin altında,internetimiz,bizden akıllı telefonlarımız,smart tivilerimiz falan var en şahanesinden de arkadaş,kullanacak vakit yok!İşte bunlar hep o mesai saatlerini icat eden şerefsizlerin yüzünden oluyor.İşin aslına bakarsanız,bütün pislik o Lidyalılar denen içimizdeki İrlandalılar'dan çıkmış.Hayat mis gibi "ben sana domates vereyim sen bana tavuk ver" le geçerken hangi deli dürttüyse bunlar kalkıp parayı icat etmiş, işte dananın kuyruğu orda kopmuş,çünkü bok vardı parayı icat edicek.Bugün burda  sabahtan akşama para kazanmak için çalışıyosak bunun sebebi Lidyalılar'dır ,başka yerde suç aramayın.

(Na işte bu şerefsiz,bak gözlere bak,nasıl felfecir)

Keza eski insanlar ne güzel tarımdı hayvancılıktı derken ayaklarını toprağa basa basa, elektriklerini ata ata mutlu mesut yaşayıp gidiyorlardı,bir de bkz modern zaman toplumuna.Sinir,stres dizboyu,hiç birşeye yetişememe endişesi,para kazanma kaygısı falan derken üstüne "çimlere basmayınız" yazısıyla birlikte el sıkışınca bile çarpılan 7 milyar insanız!

Şimdi gelin bir hesap yapalım.Saglıklı bir yaşam için günde 6-7 saat kesintisiz uyumak gerekiyormuş,uzman görüşü bu(uzmanların çocuğu yok belli ki,olsa zaten uzman olacak vakitleri kalmazdı)Bakın ayrıca burda kesintisiz kısmı önemli.Çalışan insanın ortalama 7de uyanıp 7de işten eve gelip,sağlıklı yaşam standardını tutturmak için 12 de yatması gerektiğini düşünürsek....Günde kendimize ayıracak 5 saatimiz var.Yine sağlıklı ve modern zaman insanının spor yapması bekleniyor.1saat koştuk diyelim.Evden çıktın,koştun geldin duş aldın derken gitti mi sana 2 saat?Gitti.Kaldı elinde 3.E yemek yedin topladın vs derken 1 saat daha gitti.Eğer kadınsan  zaten 1 saat daha yemek yap ortalık topla vs gitti(1saat burda temsili olarak söylemiştir,yoksa bütün evli ve özellikle çocuklu kadınlar 1saatin hiçbirşeye yetmeyeceğini bilir)Kaldı elinde 1 saat.Ha işte onu da bozdur bozdur harca,artık film mi izlersin,kitap mı okursun,arkadaşlarınla mı görüşürsün,sevişir misin napıcaksan yap,1 saatin var,başla!

Bu yazıyı okuyan anne arkadaşlarım(bilhassa çalışanlar)iyi de çocukla ilgilenme kısmından hiç bahsetmemişsin diyebilirler.E işte o 1 saatiniz bu 1 saat zaten,kendinize ayıracak değilsiniz ya...Tamam,günde altı üstü 1 saat ilgi gören çocuğun ilerde psikopat bir katile dönüşmesi ihtimali yüksek ama....Olumlu düşünelim,başbakan olma olasılığı da var.

Diyeceğim o ki,işte bu yüzden diyorum,gelin hep birlikte çiftçi olalım.Al organik domatesimi,ver mis kokulu tereyağımı falan derken Heidi ile Peter gibi yaşayıp gidelim.Ne dediniz?Çok mu zor?Ah o mendebur Lidya'lılar....İçimize işlemişler....